flaş haber

EVLİLİK BİRLİĞİ VE GENEL ANLAMDA BOŞANMA !

Bu haber 12 Aralık 2022 - 6:06 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Toplumun temel yapı birimlerinden birisi ailedir. Aile karşı cinsten iki yetişkin insanın yasaların öngördüğü şekil şartlarına ve prosedüre uymak suretiyle kurdukları biyolojik, psikolojik ve aynı zamanda sosyolojik işlevleri olan bir kurumdur. Aile kurumunu oluşturan evlilik, farklı cinsiyette iki kişinin, tam ve devamlılık arz eden bir hayat birlikteliği oluşturmak üzere, hukukun öngördüğü şekilde hayatlarını birleştirmeleridir. Evlendirme Yönetmeliğinin 2/f maddesinde de evlenme, bir kadın ve bir erkeğin usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde aile kurmak amacı ile yapmış oldukları medeni hukuk sözleşmesi olarak tanımlanmıştır.

Eşler arasında hayatın olağan veya olağan dışı akışında karşılaşacakları zorluklara karşı birlikte mücadele etmek, iyilik ve güzellikleri birlikte paylaşmak, maddi ve manevi olarak birbirine destek olmak evlilik birliğinin dar anlamda işlevi iken, sağlıklı bir toplum yapısı oluşturmak ise geniş anlamda amacıdır. Zir aile, bireyler için kişilik ve özelliklerinin oluşumunda birinci derecede etkili ilk kurumdur. Kişiler toplumun gelenek, görenek ve âdetlerini ilk olarak aile içinde öğrenir. Aile bireylerinin oluşturduğu münferit kişiliklerin bileşkesi ise toplumu oluşturmaktadır. Bu yönüyle aile, toplumsal yaşamı düzenleyen, insan neslinin devamını sağlayan, bireylerin sosyal, psikolojik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan ve toplumsal düzeni sağlayan bir mekanizmadır. Dolayısıyla toplumu oluşturan aile kurumu ne kadar sağlam ve amaca matufsa toplum da o derece sağlıklı ve huzurlu olur. Denilebilir ki, aile kurumu sadece aile bireylerini veya yakın çevresini değil, tüm toplumu ilgilendiren bir yapı konumundadır. Bu yönüyle aile kurumunu oluşturan evlilik birliği aile hukukunun en temel konularındandır.

Anayasamızın “Ailenin Korunması” kenar başlıklı 41/1. Maddesi uyarınca “Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının önemi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır teşkilatı kurar.” Anayasal düzenlemeye konu edilmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere aile, Türk Toplumundaki önemine binaen Türk Hukukunun da önemli konularından birisidir.

Eşler arasında kurulan evlilik birliği kimi zaman yukarıda zikredilen amaçları gerçekleştirmede başarılı olamaz. Aile kurumunun öneminden dolayı Medeni Kanunumuzda evlilik birliğinin sürdürülerek aile bütünlüğünün korunması öncelikli amaç olsa da, şayet evlilik birliği artık beklenen amaçları meydana getirmiyorsa ve bu bağlamda taraflar üzerine düşen yükümlülükleri ifa edemiyorlarsa birliğin sona erdirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Eşleri sağlıksız ve toplum için bir faydadan çok zarar üreten bir evliliği sürdürmeye zorlamanın anlamı bulunmamaktadır.

Evlenme ile kurulan aile birliği; ölüm, gaiplik, evlenmenin iptali ve boşanma ile son bulur. Boşanma, eşler arasındaki hukuki, duygusal ve cinsel birlikteliğin sona erdirilmesidir. Hukuki tanımıyla ise, eşler henüz hayatta iken, bir eşin kanunda öngörülmüş olan sebeplerden birine dayanarak açacağı dava sonucunda evlilik birliğine geçmişe etkili olmayacak şekilde ve mahkeme kararıyla son verilmesidir. Tanımından da anlaşılacağı üzere boşanma, dava yoluyla kullanılması gereken münhasıran kişiye bağlı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun verileri incelendiğinde boşanma oranlarının son yıllarda ciddi biçimde artış kaydettiği gözlemlenmektedir. Kadının ekonomik bağımsızlığının geçmişe nazaran artması, aile yapısının ve aile bireyleri arasındaki ilişkilerin değişmesi, boşanmayı yasal olarak kolaylaştırıcı hükümlerin ihdas edilmesi, toplumun boşanmaya bakış açısının eskisi kadar katı olmaması gibi sebepler, boşanma oranlarının artışının en önemli nedenleri olarak sıralanabilir.

Eşler arasında sorumsuz ve ilgisiz davranış gösterme, evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama, eşler arasında kök aile kaynaklı sorunların aşılamaması ve bununla bağlantılı olarak eşin ailesinin aile içi ilişkilere müdahil olması, eşlerden birinin diğer eşin geniş ailesine karşı saygısız davranması, aldatma, cinsel sorunlar, sözlü ve fiziksel şiddet ve eşler arasında sevginin olmaması gibi sebepler de boşanma vakıalarının başlıca sebepleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Boşanma sebepleri Türk Medenî Kanununun 161 ila 166 maddeleri arasında tahdidi olarak düzenlenmiştir. Bunun sonucunda boşanma davası bu sebeplerden birine dayandırılıp ispat edildiği ölçüde boşanma kararı elde edilebilir. Boşanma sebepleri konusunda sınırlı sayı ilkesi cari olduğundan eşler aralarında anlaşmak suretiyle yeni boşanma sebepleri yaratamazlar.

Boşanma sebepleri konuları ve etkilerine göre iki ayrı grupta incelenmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri konu itibariyle, özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikili ayrıma tabi tutulmaktadır. Türk Medeni Kanununda düzenlenen özel boşanma sebepleri zina(TMK m. 161), hayata kast (TMK m.162) , pek kötü davranış (TMK m. 163), onur kırıcı davranış (TMK m.162), suç işleme (TMK m. 163), haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163), terk (TMK m.164) ve akıl hastalığı (TMK m. 165) iken; genel boşanma sebepleri ise, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1-2), anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/3) ve eylemli ayrılık sebebiyle boşanma (TMK m. 166/4)’dır.

Boşanma, etkileri bakımından ise mutlak ve nisbî olarak yine ikili bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Zina (TMK m. 161), hayata kast (TMK m. 162), pek kötü davranış (TMK m.162) , onur kırıcı davranış(TMK m. 162), terk (TMK m. 164), anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/3), eylemli ayrılık sebebiyle boşanma (TMK m. 166/4) mutlak boşanma sebepleridir. Buna karşılık suç işleme (TMK m. 163), haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163), akıl hastalığı (TMK m. 165) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) ise nisbî boşanma sebepleri olarak düzenlenmiştir.

Etkileri bakımından boşanma sebepleri hakimin takdir yetkisini konusunda büyük önem arz etmektedir. Zira mutlak boşanma nedenlerinin varlığı halinde hakimin takdir yetkisi bulunmamakta iken nisbî boşanma sebeplerinin varlığı halinde hakimin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda mutlak boşanma sebebi olarak gösterilen maddi vakıanın varlığının kanıtlanması halinde, bu sebebin evlilik birliğini temelinden sarstığı kanuni karinesi uyarınca evlilik birliğinin sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyeceği kabul edildiğinden artık bu vakıanın evlilik birliğine etkisine bakılmaksızın dava boşanma ile sonuçlanmaktadır. Buna karşılık nisbî boşanma sebepleri takdire bağlıdır. Bu sebeple hakim, boşanma sebebi olarak gösterilen ve ispatlanan vakıanın evlilik birliğine etkisini ayrıca değerlendirmelidir. Bir başka ifade ile nisbî boşanma sebebinin varlığı halinde davacı eş bakımından ortak yaşamı sürdürmenin beklenip beklenemeyeceği ayrıca gözetilmeli, şayet artık ortak yaşamın sürdürülemeyeceği sonucuna varıldığı takdirde boşanma kararı verilmelidir.

Avukat Özlem DEMİRCİ

KAFKAS HUKUK & DANIŞMANLIK

📩 avukatozlemdemirci@gmail.com
☎️0544 933 15 93

kafkashukukdanismanlik.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
bedav bahis sitesi